Loading...

Afrika Boynuzu’nda TC-İsrail Dalaşması: Somali-Somaliland


Afrika Boynuzu’nda, Aden Körfezi kıyısında yer alan Somaliland; 176.000 km2 yüzölçümü ve 6 milyon nüfusa sahip, dini İslam olan, kısmen tanınan bir devlettir. Bölgenin tarihsel kökenleri 19. yüzyıldaki sömürge dönemine dayanır. Britanya Somaliland’ı olarak bilinen bölge, 1960’da bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlığından beş gün sonra, eski bir İtalyan sömürgesi olan Somaliland ile birleşerek Somali Cumhuriyeti kuruluşuna katıldı. 1991 senesinde, Somali’nin askerî diktatörü Siad Barre’nin devrilmesinin ardından yeniden bağımsızlığını ilân etti.

Yemen’deki Husiler’in yükselişi ve küresel deniz ticaret yollarına yönelik tehditler nedeniyle, Somaliland’ın Kızıldeniz’deki stratejik konumu; ABD, İsrail ve müttefikleri için hayatî önem kazanmış durumda. Yemen’deki savaşa dâhil olmanın ardından, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Aden Körfezi’ni kontrol etmek adına bölgede bir askerî üs halkası inşa etmeye başlamıştı. Bu hamle, İsrail ve BAE arasındaki ilişkiler, 2020’deki Abraham Anlaşmaları ile resmileşmeden çok önce, İsrail askerî istihbarat subaylarının yardımıyla gerçekleştirilmişti. Somaliland’ın Yemen ve Babülmendeb Boğazı yakınındaki stratejik konumu, Kızıldeniz’den Hint Okyanus’una kadar ticarî ve askerî seyrüsefer serbestisi de dâhil olmak üzere ortak çıkarları, onları potansiyel ortak durumuna getiriyor.

Siyonist İsrail, 2025 Aralık ayında Somaliland’ı resmen tanıdı. Karşılıklı elçilik açtılar. Askerî iş birliği anlaşması ile İsrail, Somaliland subaylarını eğitiyor. Somaliland’ın güvenliği için çelik kubbe inşa edecek. İsrail’in Somaliland’ı bağımsız devlet olarak tanımasının arka plânında, kuruluşundan itibaren projelendirdiği muhayyel Ben Gurion Kanalı ve Kızıldeniz’in güvenliği, Filistinlileri bölgeye yerleştirme niyeti, Gazze işgalinden sonra İsrail’i füze atışlarıyla taciz eden Husiler’in kontrolü ve daha da önemlisi, bölgede İran ve Türkiye’nin dengelenmesi gibi faktörler öne çıkıyor. İsrail, Süveyş Kanalı’na alternatif olarak düşündüğü Akabe’yi Gazze ile birleştirecek Ben Gurion Kanalı’yla, küresel petrol, tahıl ve nakliye tedariki yolları üzerinde muazzam bir etkiye sahip olacak, ayrıca büyük gelir elde edecektir. Muhayyel kanal ve Kızıldeniz’in güvenliği için Kızıldeniz ve onun ucundaki Somaliland stratejik önem taşıyor.

Başta, iç savaşın devam ettiği Somali, Türkiye ve bazı Arap devletleri, bu tanımaya, bölgede “istikrarın” bozulacağı gerekçesiyle sert tepki gösterdi. Türkiye’nin tepkisinin arka plânında ise Ankara ile Mogadişu arasındaki stratejik ortaklık yatıyor. Ayrıca bu tanıma, Somali’de kurulan “güvenlik” mimarisine, Kızıldeniz dengelerine ve Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki nüfuzuna doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor.

Doğu Afrika ve Kızıldeniz hattı, alt-emperyalist Türkiye’nin dış politika ve ekonomik çıkarlarının kesiştiği kritik bir coğrafya. TİKA kanalıyla Afrika’nın birçok devletlerinde Çin’in politikaları izlenerek yollar, barajlar, hastaneler yapılıyor. Türkiye’nin Somali’de bir deniz üssü var. Ayrıca Afrika’nın çeşitli coğrafyalarındaki etnik-kabilesel çatışmalar için silâh kaçakçılığının da yapıldığı bir liman işletiliyor. Bu güzergâh, dünya deniz ticaretinin önemli bir bölümünü taşıyan Babülmendeb Boğazı’na açılıyor; enerji ve mal trafiğinin yanı sıra Afrika ve Ortadoğu pazarlarına erişimde stratejik bir konumda bulunuyor.

Türkiye, iç savaş yaşayan Somali’yi, Doğu Afrika’da terminal ülke olarak kullanmak istiyor. Ancak Doğu Afrika bir Suriye değil. Suriye ile sınırdaş olması nedeniyle Türkiye’nin Suriye’ye askerî ve sair şekillerde müdahale etme olanağı vardı. Doğu Afrika’da ise bu imkân yok. Bölgede, bölgesel ve küresel birçok güç, ekonomik-siyasî çıkarları nedeniyle nüfuz elde etmek için yarışıyor. Kızıldeniz, dünya deniz ticaretinin %15’inin geçtiği, jeopolitik ve jeoekonomik olarak çok önemli bir su yolu. Öyle olduğu için de, Kızıldeniz’in Hint Okyanusu’na açılım noktasında bulunan Babülmendeb Boğazı’nın güvenliği ve kontrolü, bölgesel ve küresel güçler için büyük önem taşıyor. Ticaretinin önemli bölümünü Kızıldeniz üzerinden gerçekleştiren Çin’in Cibuti’de askerî bir üssü ve bölgede önemli yatırımları var. Dolaylı olarak ABD emperyalizmi de var. Etiyopya-BAE-İsrail ve Somaliland ticarî ortaklığı da kurulmuş durumda.

Bölgesel bir güç olan İsrail, Somaliland’ı tanıyıp, Etiyopya-BAE ile stratejik iş birliği yaparak Kızıldeniz’in güvenliğinde söz sahibi olmuş ve Türkiye’nin önünü kesmiştir. Ekonomisi iflas etmiş bir Türkiye’nin bölgede, bölgesel ve küresel güçlerin karşısında kalıcı olabilmesi oldukça güç görünüyor. Bu politikalar devam ederse eğer Doğu Afrika, Türkiye için tam bir bataklık olacaktır.

Ahmet Hulusi Kırım

8 Haziran 2026