Dört Banka (Bank of America, JP Morgan Chase, Citigroup ve Wells Fargo), Deutsche Bank, BNP, Barclays ve diğer eski Avrupalı sermaye devleriyle ortaklaşa olarak, Petrolün Dört Atlısı’na (Exxon Mobil, Royal Dutch/Shell, BP ve Chevron Texaco) sahiptir. Ancak küresel ekonomi üzerindeki tekelcilikleri petrol sahasının sınırlarıyla bitmemektedir.
Şirketlerin SEC’e (Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu) sundukları 10K bildirimlerine [Resmî Yıllık Finansal Faaliyet Raporuna] göre, Bankacılığın Dört Atlısı, neredeyse tüm Fortune 500 şirketlerinin en büyük on hissedarı arasındadır.[1]
Peki, bu büyük bankaların hissedarları kimlerdir?
Bu bilgi çok daha sıkı bir şekilde gizlenmektedir. En büyük 25 ABD banka holdinglerinin hisse senedi sahipliğine ilişkin bankacılık düzenleyici kurumlarına yönelttiğim sorular, Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası (FOIA) kapsamına alınmış ancak ardından “ulusal güvenlik” gerekçesiyle reddedilmiştir. Banka hissedarlarının birçoğunun Avrupa’da ikamet ettiği düşünüldüğünde, bu oldukça ironik bir durumdur.
Bu banka holdinglerine sahip olan küresel oligarşinin serveti için önemli saklama merkezlerinden biri, 1853’te kurulan ve günümüzde Bank of America’ya ait olan US Trust Corporation’dır. Yakın döneme kadar US Trust Corporate Direktörü ve Onursal Mütevellisi olan isim Walter Rothschild idi. Diğer direktörler arasında JP Morgan Chase’den Daniel Davison, Exxon Mobil’den Richard Tucker, Citigroup’tan Daniel Roberts ve Morgan Stanley’den Marshall Schwartz yer alıyordu.[2]
Suud ailesiyle bağlantıları olan ve petrol endüstrisinin içerisinden gelen J.W. McCallister, The Grim Reaper adlı kitabında, Suudi bankacılardan edindiği bilgilere atıfta bulunarak, en güçlü Fed şubesi olan New York Federal Reserve Bankası’nın [ABD Merkez Bankası] %80 oranındaki hissesinin, dördü ABD’de yaşayan yalnızca sekiz aileye ait olduğunu yazmıştır. Bu aileler şunlardır: New York’tan Goldman Sachs, Rockefeller, Lehmans ve Kuhn Loebs; Paris ve Londra’dan Rothschildler; Hamburg’dan Warburglular; Paris’ten Lazardlar ve Roma’dan Israel Moses Seifler (Israel Moses Seifs).
Yeminli Malî Müşavir (CPA) Thomas D. Schauf, McCallister’ın iddialarını doğrulamakta ve on bankanın tüm on iki Federal Reserve Bankası şubesini kontrol ettiğini eklemektedir. Londra’dan N.M. Rothschild, Berlin Rothschild Bankası, Hamburg Warburg Bankası, Amsterdam Warburg Bankası, New York Lehman Brothers, Paris Lazard Brothers, New York Kuhn Loeb Bankası, İtalya Israel Moses Seif Bankası, New York Goldman Sachs ve New York JP Morgan Chase Bankası’nı isim vererek listeler.
Schauf; William Rockefeller, Paul Warburg, Jacob Schiff ve James Stillman’ı Fed’in büyük hisselerine sahip bireyler olarak sıralar.[3]
Schiff ailesi, Kuhn Loeb bünyesinde yer alan isimlerdir. Stillman ailesi ise yüzyılın başında Rockefeller klanıyla evlilik yoluyla akraba olan Citigroup içerisindekilerdir.
Eustace Mullins, The Secrets of the Federal Reserve [Federal Reserve’in Sırları] adlı kitabında aynı sonuçlara varmış ve bu kitapta Fed ile üye bankalarını Rothschild, Warburg, Rockefeller ve diğer ailelere bağlayan şemalar sunmuştur.[4]
Bu bankacı ailelerin küresel ekonomi üzerinde uyguladığı kontrol azımsanamayacak kadar büyüktür ve oldukça bilinçli bir şekilde gizlilik perdesi arkasına saklanmıştır. Kurumsal medya kolları, özel bir merkezî bankacılık karteli olan bu yapıyı gözler önüne seren her bilgiyi hızla “komplo teorisi” olarak gözden düşürmektedir. Yine de gerçekler ortadadır.
Morgan Hanedanı
Federal Rezerv Bankası, ABD’li bankacılık hanedanının soyundan gelen J. Pierpont Morgan’ın öldüğü ve Rockefeller Vakfı’nın kurulduğu yıl olan 1913’te doğdu. George Peabody’nin 1838’de Londra’da kurmasından bu yana yarı ABD merkez bankası gibi hareket eden Morgan Hanedanı, Wall Street ve Broad caddelerinin köşesinden Amerikan finansına başkanlık etti.
Peabody, Rothschildlerin iş ortağıydı. 1952’de Fed araştırmacısı Eustace Mullins, Morganların Rothschild’in ajanlarından başka bir şey olmadığı varsayımını öne sürdü. Mullins, Rothschildlerin “…ABD’de J.P. Morgan & Company’nin paravanının arkasında ismini gizleyerek faaliyet göstermeyi tercih ettiğini” yazdı.[5]
Yazar Gabriel Kolko, “Morgan’ın 1895-1896 yıllarında ABD altın tahvillerini Avrupa’da satma faaliyetlerinin Rothschild Hanedanı ile bir ittifaka dayandığını” belirtti.[6]
Morgan finansal ahtapotunun kolları dünyayı hızla sardı. Morgan Grenfell Londra’da faaliyet gösteriyordu. Morgan et Ce Paris’i yönetiyordu. Rothschild’lerin kuzenleri Lambert’ler Philadelphia’da Drexel & Company’yi kurdu.
Morgan Hanedanı Astorlara, DuPontlara, Guggenheimlara, Vanderbiltslere ve Rockefellerslere hizmet etti. AT&T, General Motors, General Electric ve DuPont’un kuruluşunu finanse etti. Londra merkezli Rothschild ve Barings bankaları gibi Morgan da birçok ülkede güç yapısının bir parçası hâline geldi.
1890 yılına gelindiğinde Morgan Hanedanı Mısır’ın merkez bankasına borç veriyor, Rus demiryollarını finanse ediyor, Brezilya eyalet hükûmeti tahvillerini piyasaya sürüyor ve Arjantin bayındırlık projelerini fonluyordu. 1893’teki bir durgunluk Morgan’ın gücünü artırdı. O yıl Morgan, 62 milyon dolar değerinde Rothschild altını sevkiyatıyla hükûmet rezervlerini desteklemek için bir finans konsorsiyumu kurarak ABD hükûmetini bir banka paniğinden kurtardı.[7]
Morgan, ABD’deki Batı genişlemesinin arkasındaki itici güçtü; oy tröstleri [vekâlet yoluyla oy kontrolü] aracılığıyla Batı’ya giden demiryollarını finanse ediyor ve kontrol ediyordu. “1879’da Cornelius Vanderbilt’in Morgan tarafından finanse edilen New York Central Demiryolu şirketi, John D. Rockefeller’ın henüz filizlenmekte olan Standard Oil tekeline imtiyazlı (indirimli) taşıma tarifeleri sunarak Rockefeller/Morgan ortaklığını sağlamlaştırdı.”
1882 tarihli Standard Oil hisse senedi
Morgan Hanedanı, Rothschild ve Rockefeller ailelerinin kontrolü altına giriyordu. New York Herald’ın manşetinde, “Demiryolu Kralları Dev Bir Tröst Oluşturuyor” yazıyordu. Bir zamanlar “Rekabet günahtır” diyen J. Pierpont Morgan, şimdi neşeyle şunları söylüyordu: “Şuna bir bakın. St. Louis’in batısındaki tüm rekabetçi demiryolu trafiği yaklaşık otuz kişinin kontrolüne verildi.”[8]
Morgan ve Edward Harriman’ın bankacısı Kuhn Loeb demiryolları üzerinde bir tekel kurarken, bankacılık hanedanları Lehman, Goldman Sachs ve Lazard, ABD sanayi alt yapısını kontrol etmede Rockefellerlara katıldı.[9]
1903 yılında Banker’s Trust, Sekiz Aile tarafından kuruldu. Banker’s Trust’tan Benjamin Strong, New York Federal Reserve Bankası’nın ilk başkanıydı. Fed’in 1913 yılında kurulması, Sekiz Aile’nin gücünü ABD hükûmetinin askerî ve diplomatik gücüyle birleştirdi. Denizaşırı kredileri ödenmezse oligarklar artık borçları tahsil etmek için ABD Deniz Piyadelerini görevlendirebilirdi. Morgan, Chase ve Citibank, uluslararası bir kredi konsorsiyumu kurdu.
Morgan Hanedanı, Britanya’daki Windsor Hanedanı ve İtalya’daki Savoy Hanedanı ile samimiydi. Kuhn Loebs, Warburgs, Lehmans, Lazards, Israel Moses Seifs ve Goldman Sachs da Avrupa kraliyet ailesiyle yakın bağlara sahipti. 1895’e gelindiğinde Morgan, ABD’ye giren ve çıkan altın akışını kontrol ediyordu. Amerikan birleşmelerinin ilk dalgası henüz başlangıç aşamasındaydı ve bankacılar tarafından teşvik ediliyordu. 1897 yılında altmış dokuz sanayi birleşmesi gerçekleşmişken, 1899 yılına gelindiğinde bu sayı bin iki yüze ulaştı. 1904’te Moody’s Investor Services’ın kurucusu John Moody, Rockefeller ve Morgan çıkarlarından ayrı olarak bahsetmenin imkânsız olduğunu söyledi.[10]
Birliğe karşı halkın güvensizliği yayıldı. Birçoğu onları eski Avrupa parası için çalışan hainler olarak görüyordu. Rockefeller’ın Standard Oil’i, Andrew Carnegie’nin US Steel’i ve Edward Harriman’ın demiryolları, Avrupalı Rothschildlerle yakından çalışan Kuhn Loeb’deki bankacı Jacob Schiff tarafından finanse edildi.
Birkaç Batı eyaleti bankacıları yasakladı. Halkçı vaiz William Jennings Bryan, 1896-1908 yılları arasında üç kez Demokratların başkan adayı oldu. Antiemperyalist kampanyasının temel teması, Amerika’nın “İngiliz sermayesinin finansal köleliği” tuzaklarına düştüğü yönündeydi. Teddy Roosevelt 1908’de Bryan’ı yendi, ancak yayılan halkçı yangın nedeniyle Sherman Antitrust Yasası’nı çıkarmaya zorlandı. Ardından Standard Oil Trust’ın üzerine gitti.
1912’de Wall Street’teki güç yoğunlaşmasını ele alan Pujo oturumları [Temsilciler Meclisi soruşturma oturumları] düzenlendi. Aynı yıl Bayan Edward Harriman, New York’taki Guaranty Trust Bank’taki önemli hisselerini J.P. Morgan’a satarak Morgan Guaranty Trust’ı yarattı. Yargıç Louis Brandeis, Başkan Woodrow Wilson’ı iç içe geçmiş yönetim kurulu birlikteliklerine son verilmesi çağrısında bulunmaya ikna etti. 1914 yılında Clayton Antitrust Yasası kabul edildi.
J. Pierpont’un oğlu ve halefi Jack Morgan, Morgan’ın müşterileri Remington ve Winchester’ı silâh üretimini artırmaya çağırarak karşılık verdi. ABD’nin I. Dünya Savaşı’na girmesi gerektiğini savundu. Carnegie Vakfı ve diğer oligark cephelerinin kışkırtmasıyla Wilson bu duruma ayak uydurdu. Charles Tansill’in America Goes to War adlı kitabında yazdığı gibi:
“Daha silâhlar patlamadan önce bile Fransız Rothschild Frères firması, New York’taki Morgan & Company’ye telgraf çekerek 100 milyon dolarlık bir kredi ihracı önerisinde bulunmuştu. Bu paranın önemli bir kısmı, Fransa’nın Amerikan malları alımlarını karşılamak üzere ABD’de bırakılacaktı.”
Morgan Hanedanı savaş çabalarının yarısını finanse ederken, GE, Du Pont, US Steel, Kennecott ve ASARCO gibi yüklenicileri sıraya koydukları için komisyonlar aldı. Hepsi Morgan müşterileriydi. Morgan ayrıca Güney Afrika’daki İngiliz Boer Savaşı’nı ve Fransa-Prusya Savaşı’nı da finanse etti. 1919 Paris Barış Konferansı’na Morgan başkanlık etti ve bu konferans hem Alman hem de Müttefiklerin yeniden yapılanma çabalarına öncülük etti.[11]
1930’larda Goldman Sachs, Lehman Bank ve diğerleri 1929 Çöküşü’nden kâr elde ettikten sonra Amerika’da popülizm yeniden su yüzüne çıktı.[12] Temsilciler Meclisi Bankacılık Komitesi Başkanı Louis McFadden (D-NY) Büyük Buhran hakkında şunları söyledi: “Bu bir kaza değildi. Dikkatle kurgulanmış bir olaydı… Uluslararası bankacılar hepimizin hükümdarı olarak ortaya çıkabilmek için burada bir umutsuzluk durumu yaratmaya çalıştılar.”
Kuzey Dakota Senatörü Gerald Nye, 1936 yılında silâh/mühimmat sektörüne yönelik bir soruşturma komisyonuna başkanlık etti. Nye, House of Morgan’ın [Morgan Finans Evi] verdiği kredileri korumak ve devasa bir silâh sanayii yaratmak amacıyla ABD’yi I. Dünya Savaşı’na sürüklediği sonucuna vardı. Nye daha sonra Japonya’nın ABD’yi II. Dünya Savaşı’na çekmek için kullanılabileceği “eski demokrasi tanrıçası hilesine” [Kamuoyunu savaşa ikna etmek için kullanılan “demokrasi götürme/demokrasiyi koruma” söylemi] alaycı bir şekilde atıfta bulunan The Next War adlı bir belge hazırladı.
1937’de İçişleri Bakanı Harold Ickes, “Amerika’nın 60 Ailesi”nin etkisi konusunda uyarıda bulundu. Tarihçi Ferdinand Lundberg daha sonra tam olarak aynı başlığa sahip bir kitap kaleme aldı. Yüksek Mahkeme Yargıcı William O. Douglas, “Morgan nüfuzu... bugün sanayide ve finans alanındaki en yıkıcı güçtür,” diyerek durumu şiddetle kınadı.
Jack Morgan buna, ABD’yi II. Dünya Savaşı’na doğru alttan alta iterek yanıt verdi. Morgan’ın, Japonya’nın en zengin iki klanı olan ve şirketlerin 17. yüzyıl şogunluklarından [derebeylikleri] ortaya çıkışından bu yana sırasıyla Mitsubishi ve Mitsui’nin sahibi olan Iwasaki ve Dan aileleriyle yakın ilişkileri vardı. Japonya Mançurya’yı işgal ettiğinde, Nanking’de Çinli köylüleri katlederken Morgan bu olayı küçümsedi. Morgan ayrıca İtalyan faşist Benito Mussolini ile yakın ilişkilere sahipken, Alman Nazi Dr. Hjalmer Schacht, II. Dünya Savaşı sırasında Morgan Bankası’nın irtibat kişisiydi. Savaştan sonra Morgan temsilcileri Basel, İsviçre’deki Uluslararası Ödemeler Bankası’nda (BIS) Schacht ile bir araya geldi.[13]
Rockefeller Hanedanı
BIS, dünyadaki en güçlü bankadır; neredeyse tüm Batı ve gelişmekte olan ulusların çoğunun özel merkezî bankalarını kontrol eden Sekiz Aile’nin küresel merkez bankasıdır. BIS’in ilk başkanı, Rockefeller grubuna bağlı bir bankacı olan Gates McGarrah’tı; kendisi Chase Manhattan ve Federal Reserve’de görevli bir yetkiliydi. McGarrah, eski CIA direktörü Richard Helms’in büyükbabasıydı. Rockefellerlar –Morganlar gibi– Londra ile yakın bağlara sahipti. David Icke, Children of the Matrix adlı kitabında Rockefeller ve Morgan’ın Avrupalı Rothschildlerin ayak işlerine bakan “odacıları” olduğunu yazar.[14]
BIS, Federal Reserve, İngiltere Merkez Bankası, İtalya Merkez Bankası, Kanada Merkez Bankası, İsviçre Ulusal Bankası, Hollanda Merkez Bankası (Nederlandsche Bank), Bundesbank ve Fransa Merkez Bankası’na aittir.
Tarihçi Carroll Quigley destansı kitabı Tragedy and Hope’da [Trajedi ve Umut] BIS’in bir plânın parçası olduğunu yazmıştır:
“Her ülkenin siyasî sistemini ve dünya ekonomisini bir bütün olarak hâkimiyeti altına alabilecek, özel sektörün elinde bulunan bir küresel finansal kontrol sistemi oluşturmak… bu sistemin, gizli anlaşmalar yoluyla uyumlu bir şekilde hareket eden dünya merkez bankaları tarafından feodal bir tarzda kontrol edilmesi.”
ABD hükûmetinin BIS’e karşı tarihsel bir güvensizliği vardı ve II. Dünya Savaşı sonrası 1944 Bretton Woods Konferansı’nda bu kurumun feshedilmesi için başarısızlıkla sonuçlanan lobicilik faaliyetlerinde bulundu. Bunun yerine Bretton Woods’da IMF ve Dünya Bankası’nın kurulmasıyla Sekiz Aile’nin gücü daha da arttı. Yalnızca ABD Federal Reserve, Eylül 1994’te BIS’ten hisse aldı.[15]
BIS, dünyanın merkez bankalarının en az %80’i, IMF ve diğer çok taraflı kurumlar için para rezervlerinin en az %10’unu elinde tutmaktadır. Uluslararası anlaşmalar için finansal aracı görevi görür, küresel ekonomi hakkında bilgi toplar ve küresel finansal çöküşü önlemek için son çare olarak kredi veren merci işlevi görür.
BIS, tekelci kapitalist faşizm politikasını destekler. Bir ara, Macaristan’a ülke ekonomisinin özelleştirilmesini güvence altına almak için 1990’larda finansman kredisi verdi. Warburg ailesinden J. Henry Schroeder ve Amsterdam’daki Mendelsohn Bankası’nın öncülüğünde, Sekiz Aile’nin Adolf Hitler’e sağladığı finansmanın aktarım kanalı olarak işlev gördü. Pek çok araştırmacı, BIS’in küresel uyuşturucu parası aklama faaliyetlerinin en yoğun olduğu yer olduğunu iddia etmektedir.[16]
Uluslararası Ödemeler Bankası’nın merkezinin; küresel aristokrasinin serveti için favori gizlenme yeri ve P-2 İtalyan Hür Masonlarının Alpina Locası’nın ve Nazi Enternasyonali’nin genel karargâhı olan İsviçre’de bulunması bir tesadüf değildir. Sekiz Aile’nin kontrol ettiği diğer kurumlar arasında Dünya Ekonomik Forumu, Uluslararası Para Konferansı ve Dünya Ticaret Örgütü yer almaktadır.
Bretton Woods, Sekiz Aile için büyük bir lütuf oldu. IMF ve Dünya Bankası bu “yeni dünya düzeni” için merkezî bir önem taşıyordu. 1944 yılında ilk Dünya Bankası tahvilleri Morgan Stanley ve First Boston tarafından ihraç edildi. Fransız Lazard ailesi, Morgan Evi’nin çıkarlarıyla daha yakından ilgilenmeye başladı. Fransa’nın en büyük yatırım bankası olan Lazard Frères; Michelle David vasıtasıyla temsil edilen Cenevizli eski bankacılık soyundan gelen Lazard ve David-Weill ailelerine aittir. Citigroup’un yakın zamanda görev yapmış Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Sanford Weill idi.
1968’de Morgan Guaranty, Eurodolar menkul kıymetleri için Brüksel merkezli bir banka takas sistemi olan Euro-Clear’ı faaliyete geçirdi. Bu, türünün ilk otomatikleşmiş girişimiydi. Bazıları Euro-Clear’ı “canavar” olarak adlandırmaya başladı. Brüksel, yeni Avrupa Merkez Bankası ve NATO için genel merkez görevi görmektedir. 1973’te Morgan yetkilileri, Glass-Steagall Yasası’nın mülga edilmesinden yirmi yıl önce, eski Morgan Evi’ni yasa dışı yollardan yeniden canlandırmak için Bermuda’da gizlice buluştu. Morgan ve Rockefellerlar, Merrill Lynch’e finansal destek sağlayarak onu ABD yatırım bankacılığının “Büyük 5’lisi”ne yükseltti. Merrill şu an Bank of America’nın bir parçasıdır.
John D. Rockefeller, petrol servetini 1920’lere gelindiğinde birkaç büyük bankayı ve şirketi yutmuş olan Equitable Trust’ı satın almak için kullandı. Büyük Buhran, Rockefeller’ın gücünü pekiştirmesine yardımcı oldu. Sahip olduğu Chase Bank, uzun süreli bir aile ilişkisini perçinleyerek Kuhn Loeb’in Manhattan Bank’ı ile birleşip Chase Manhattan’ı oluşturdu. Kuhn-Loeb’ler, Rothschildlar ile birlikte, Rockefeller’ın petrol sahasının kralı olma arayışını finanse etmişti. Cleveland National City Bank, John D’ye ABD petrol sanayiini tekel altına alma sürecine girişmesi için gereken parayı sağladı. Bu banka, Kongre oturumlarında, Rockefeller’ın ilk kez Standard Oil of Ohio şirketini kurduğu 1870’lerde ABD’de bulunan Rothschildlere ait üç bankadan biri olarak teşhir edilmişti. [17]
Bir Rockefeller Standard Oil ortağı, ailesi Chemical Bank’ın kontrolünü ele geçirecek olan Edward Harkness idi. Bir diğeri ise ailesi Manufacturers Hanover Trust’ı kontrol eden James Stillman idi. Her iki banka da J.P. Morgan Chase şemsiyesi altında birleşmiştir. James Stillman’ın iki kızı, William Rockefeller’ın iki oğluyla evlendi. Bu iki aile Citigroup’un da büyük bir bölümünü kontrol etmektedir. [18]
Sigortacılık sektöründe Rockefellerlar; Metropolitan Life, Equitable Life, Prudential ve New York Life’ı kontrol etmektedir. Rockefeller bankaları, ABD’nin en büyük 50 ticarî bankasının tüm varlıklarının %25’ini ve en büyük 50 sigorta şirketinin tüm varlıklarının %30’unu kontrol etmektedir.[19] ABD’deki ilki Hür Masonlar tarafından Woodman’s of America aracılığıyla kurulan sigorta şirketleri, Bermuda’daki uyuşturucu parası trafiğinde kilit bir rol oynamaktadır.
Rockefeller kontrolündeki şirketler arasında Exxon Mobil, Chevron Texaco, BP Amoco, Marathon Oil, Freeport McMoran, Quaker Oats, ASARCO, United, Delta, Northwest, ITT, International Harvester, Xerox, Boeing, Westinghouse, Hewlett-Packard, Honeywell, International Paper, Pfizer, Motorola, Monsanto, Union Carbide ve General Foods bulunmaktadır.
Rockefeller Vakfı’nın hem Ford hem de Carnegie Vakfı ile yakın finansal bağları vardır. Ailenin diğer hayırseverlik kisvesindeki girişimleri arasında Rockefeller Kardeşler Fonu, Rockefeller Tıbbî Araştırma Enstitüsü, Genel Eğitim Kurulu, Rockefeller Üniversitesi ve Milton Friedman da dâhil olmak üzere uluslararası sermayenin savunucusu olarak sürekli aşırı sağcı ekonomistler yetiştiren Chicago Üniversitesi yer almaktadır.
Aile, her yıl ulusal Noel ağacının ışıklandırıldığı 30 Rockefeller Plaza’ya ve Rockefeller Center’a sahiptir. David Rockefeller, Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin inşasında önemli bir rol oynamıştır. Rockefeller ailesinin ana konutu, New York eyaletinin kuzeyinde Pocantico Hills olarak bilinen muazzam bir komplekstir. Ayrıca Manhattan’daki 5. Cadde’de 32 odalı bir dubleks daireye, Washington, DC’de bir konağa, Venezuela’da Monte Sacro Çiftliği’ne, Ekvador’da kahve plantasyonlarına, Brezilya’da birkaç çiftliğe, Seal Harbor, Maine’de bir mülke ve Karayipler, Hawaii ve Porto Riko’da tatil köylerine sahiptirler.[20]
Dulles ve Rockefeller aileleri kuzendir. Allen Dulles CIA’i kurdu, Nazilere yardım etti, Warren Komisyonu’ndaki makamından Kennedy suikastını örtbas etti ve zihin kontrolüyle yönlendirilen suikastçılar yaratmak için Müslüman Kardeşler ile anlaştı.[21]
Kardeşi John Foster Dulles, 1929 borsa çöküşünden önce düzmece Goldman Sachs yatırım fonlarını yönetti ve kardeşinin İran ve Guatemala’daki hükûmetleri devirmesine yardım etti. Her ikisi de Skull&Bones, Dış İlişkiler Konseyi (CFR) üyeleri ve 33. Dereceden Masonlardı.[22]
Rockefellerlar, İtalya’nın Bellagio kentindeki aile mülklerinde nüfus azaltma odaklı Roma Kulübü’nün kurulmasında önemli rol oynadılar. Pocantico Hills’deki mülkleri Üçlü Komisyon’a hayat verdi. Aile; Hitler’e, insan klonlamaya ve ABD bilim çevrelerindeki mevcut DNA takıntısına zemin hazırlayan öjeni hareketinin ana finansörüdür.
John Rockefeller Jr., ölümüne kadar Nüfus Konseyi’ne başkanlık etti.[23] Kendi adını taşıyan oğlu Batı Virginia’dan bir senatördür. Kardeşi Winthrop Rockefeller, Arkansas Vali Yardımcısıydı ve o eyaletteki en güçlü adam olmaya devam etmektedir. Ekim 1975’te Playboy dergisine verdiği bir röportajda, aynı zamanda New York Valisi olan Başkan Yardımcısı Nelson Rockefeller, ailesinin üstenci dünya görüşünü şu sözlerle dile getirdi: “Plânlamaya büyük bir inancım var; ekonomik, sosyal, siyasî, askerî, küresel çapta toplam plânlama.”
Ancak tüm Rockefeller kardeşler arasında, ailenin faşist politikasına küresel ölçekte öncülük eden, Üçlü Komisyon kurucusu ve Chase Manhattan Yönetim Kurulu Başkanı David’dir. İran Şahı’nı, Güney Afrika’daki apartheid rejimini ve Şilili Pinochet cuntasını savundu. O, CFR’nin, Üçlü Komisyon’un ve (Vietnam Savaşı sırasında) çatışmadan geçimini sağlayanlar için âdeta bir sözleşme cenneti olan Asya’da Etkili ve Kalıcı Barış Komitesi’nin en büyük finansörüydü.
Nixon ona Hazine Bakanlığı’nı teklif etti ancak Rockefeller, Chase’in dümenindeyken gücünün çok daha büyük olduğunu bilerek bu görevi reddetti. Yazar Gary Allen, The Rockefeller File adlı kitabında 1973 yılında “David Rockefeller’ın, Rusya ve Kızıl Çin’in yöneticileri de dâhil olmak üzere yirmi yedi devlet başkanıyla görüştüğünü” yazar.
Avustralya Başbakanı Gough Whitlam’a karşı gerçekleşen 1975 Nugan Hand Bank/CIA darbesinin ardından, İngiliz Kraliyeti tarafından atanan halefi Malcolm Fraser, David Rockefeller ile görüştükten sonra hızla ABD’de Başkan Gerald Ford ile bir araya geldi.[24]
(…)
Dean Henderson
1 Haziran 2011
Dipnotlar:
[1] Fortune 500 Şirketlerinin SEC’e 10-K Bildirimleri. 3-91.
[2] US Trust Corporation'ın SEC’e 10-K Bildirimi. 6-28-95.
[3] The Federal Reserve ‘Fed Up’. Thomas Schauf. www.davidicke.com 1-02.
[4] The Secrets of the Federal Reserve. Eustace Mullins. Bankers Research Institute. Staunton, VA. 1983. s. 179.
[5] A.g.e. s. 53.
[6] The Triumph of Conservatism. Gabriel Kolko. MacMillan and Company New York. 1963. s. 142.
[7] Rule by Secrecy: The Hidden History that Connects the Trilateral Commission, the Freemasons and the Great Pyramids. Jim Marrs. HarperCollins Publishers. New York. 2000. s. 57.
[8] The House of Morgan. Ron Chernow. Atlantic Monthly Press NewYork 1990.
[9] Marrs. s. 57.
[10] Democracy for the Few. Michael Parenti. St. Martin’s Press. New York. 1977. s. 178.
[11] Chernow.
[12] The Great Crash of 1929. John Kenneth Galbraith. Houghton, Mifflin Company. Boston. 1979. s. 148.
[13] Chernow.
[14] Children of the Matrix. David Icke. Bridge of Love. Scottsdale, AZ. 2000.
[15] The Confidence Game: How Un-Elected Central Bankers are Governing the Changed World Economy. Steven Solomon. Simon & Schuster. New York. 1995. s. 112.
[16] Marrs. s. 180.
[17] A.g.e. s. 45.
[18] The Money Lenders: The People and Politics of the World Banking Crisis. Anthony Sampson. Penguin Books. New York. 1981.
[19] The Rockefeller File. Gary Allen. ’76 Press. Seal Beach, CA. 1977.
[20] A.g.e.
[21] Dope Inc.: The Book That Drove Kissinger Crazy. Editors of Executive Intelligence Review. Washington, DC. 1992.
[22] Marrs.
[23] The Rockefeller Syndrome. Ferdinand Lundberg. Lyle Stuart Inc. Secaucus, NJ. 1975. s. 296.
[24] Marrs. s. 53.