Yapay zekâ tarafsız, objektif ve önüne geçilemez olarak pazarlanıyor. Verimliliği artıracağı, karmaşayla başa çıkacağı ve karar verme sürecine toplum genelinde yardımcı olacağı söyleniyor. Fakat buradaki asıl soru, yapay zekânın ne yapıp ne yapamayacağı değil; onu kimin, hangi amaçla kontrol ettiğidir.
Yapay zekâ kendi başına hareket eden bir güç değildir. Hükûmetler, şirketler, askerî kurumlar ve finans kuruluşları tarafından inşa edilmiş, finanse edilmiş, eğitilmiş, sınıflandırılmış ve devreye alınmıştır. Herhangi bir yönetsel teknoloji gibi, onu tasarlayan sahiplerinin önceliklerini yansıtır. Yapay zekâyı tarihsel olarak tehlikeli kılan şey aklı değil, ölçeği ve merkezîleşmesidir.
YZ, hızla yeni bir güç modelinin işletim sistemi hâline geliyor.
Yönetimden İdareye
Klasik totaliter sistemler; yasalar, polis, sansür kurumları ve baskı gibi tanımlanabilir ve direnilebilir görünür otoritelere dayanıyordu. Dijital totalitarizm—daha doğrusu, devlet ve kurumsal gücün birleştiği ve teknik sistemler aracılığıyla uygulandığı gelişmiş bir idarî devlet biçimi—farklı bir şekilde işler.
İnanç veya kamuoyunun sadakatini istemekten ziyade, otomatikleştirilmiş itaat, işlemsel bağımlılık ve algoritmik karar verme sistemleri aracılığıyla işler.
Görünür gücün yerine idareyi geçirir.
İdare tartışmaz. Yapılandırır.
Fikirleri tamamen yasaklamak yerine, görünürlüklerini filtreler. Talimatlar vermek yerine, şartlar belirler. Muhalefeti açıkça cezalandırmak yerine, sessizce erişimi kısıtlar. İtaat, korku yoluyla değil, istişarede bulunmanın mümkün olmadığı sistemlere bağımlılık yoluyla sağlanır.
YZ bu role eşsiz bir şekilde uygundur. Uygulama noktasında insan yargısı olmaksızın, büyük ölçekte otomatik karar vermeyi mümkün kılar. Sorumluluk, süreç içinde kaybolur. İktidarın kaynağını belirlemek, ona karşı çıkmak veya itiraz etmek zorlaşır.
Bu bir gelecek senaryosu değil. Çoktan başladı.
Kod Yoluyla İktidarın Konsolidasyonu
Bir zamanlar kurumlar arasında dağıtılmış olan iktidar, artık tek bir teknolojik katman aracılığıyla güçlendirilmektedir. Yapay zekâ destekli sistemler, aşağıdakiler üzerindeki kontrolü giderek daha fazla merkezîleştirmektedir:
Tıpkı ekonomideki merkezî plânlama gibi, algoritmik yönetim de verimlilik vaat ederken, yerel bilgiyi, takdir yetkisini ve hesap verebilirliği sessizce ortadan kaldırır.
Bu alanların her biri geçmişte bağımsız olarak vardı. Ayrılıkları iktidarı sınırlıyordu. Medeniyet ölçeğinde yapay zekâ bu sınırları ortadan kaldırıyor. Para arzının genişletilmesi yoluyla yaratılan trilyonlarca dolarlık borç temelli finansman, bu sistemlerin oluşturulması için kullanılmaktadır.
Bilgi sistemleri kimlik sistemlerine, kimlik sistemleri finansal sistemlere ve finansal sistemler otomatik yaptırımlara bağlandığında, denetim artık siyasî çatışmayı gerektirmez. Altyapısal hâle gelir. Sistem otomatik olarak çalışır.
Bu iktidar yoğunlaşmasının tarihsel bir emsali yoktur.
Yapay zekâ, finans, sanayi, bürokrasi ve yönetimi bir araya getiren bir altyapı olan teknokratik ekonomi ve idarî devletin işletim sistemi hâline geliyor. Bu dönüşüm, piyasa talebinden kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Bu, benzeri görülmemiş bir parasal genişleme ve kurumsal destekle sağlandı ve yapay zekâya bağımlı sistemleri aksaklıklardan korurken, riski halka aktardı. Finansal erişim, istihdam ve yönetim algoritmik sistemlere bağlı hâle geldikçe özgürlük, açık bir zorlama yoluyla değil, puanlanan, filtrelenen ve yönetilen katılım yoluyla ortadan kalkmaya başladı.
Kod Kanunun Yerini Aldığında
Hukuk yavaş, kusurlu ve denetlenebilirdir. Kod ise hızlı, denetlenemez ve kesindir.
Artık algoritmik sistemler, işlemlerin onaylanıp onaylanmayacağını, içeriğin gösterilip gösterilmeyeceğini, hesapların etiketlenip etiketlenmeyeceğini veya erişimin kısıtlanıp kısıtlanmayacağını, karar verme yoluyla değil, otomatik sınıflandırma yoluyla belirliyor.
Bu kararlar açıklama, itiraz veya belirgin bir insan otoritesi olmaksızın alınır.
Ortada hiçbir yetkili yoktur. Hiçbir gerekçe gösterilmez.
Finansal kısıtlama, otomatik içerik denetimi, algoritmik risk puanlaması ve uygunluk filtrelemesi zaten bu şekilde işliyor. Yapay zekâ, bu tür mekanizmaların insan idaresinin ötesine geçmesini sağlıyor.
Denetim, otoriter söylemlerle değil ancak teknik uygulamalarla ilerliyor.
Tarafsız Zekâ Efsanesi
Yapay zekâ genellikle nesnel veya kanıta dayalı olarak tanımlanır. Bu yanıltıcıdır. Yapay zekâ sistemleri mantık yürütmez veya gerçeği anlamaz. Kurumsal kısıtlamalar altında, düzenlenmiş veri kümelerinden örüntüler üretir.
Her veri seti editoryal kararları yansıtır. Her model politika seçimlerini yansıtır. Politik açıdan hassas konularda, kurumsal risk yönetimi, hükûmet baskısı ve teknokratik mutabakat yoluyla geniş bilgi kategorileri dışarıda tutulur. Bu sınırların dışında kalanlar sessizce kaybolur.
Bu sınırlar, açık sansürden çok, platform risk çerçeveleri ve kurumsal uyumdan kaynaklanmaktadır. Bilgiler genellikle birinin “bunu yasaklayın” demesi nedeniyle ortadan kalkmaz, platformlar düzenleyicilerle ve önceden tanımlanmış yasal risklerle uyum sağladıkları ve sorun yaratabilecek her şeyi sessizce önledikleri için ortadan kalkar.
Önyargı kendini propaganda olarak değil de bir şeylerin söylenmeyişi olarak ortaya koyar.
Makine çıktısı kişisel olmayan bir izlenim verdiği için, açık siyasî mesajların sahip olamadığı bir otorite barındırır. Anlatı yönetimi bu şekilde otomatikleştirilmiş yönetişime dönüşür.
Denetim Mekanizması Olarak Bağımlılık
Toplumlar yapay zekâ tabanlı sistemlere bağımlı hâle geldikçe, bu sistemlerden vazgeçmek giderek daha maliyetli hâle geliyor—itiraz etmek yasak olduğu için değil; ekonomik, sosyal ve idarî hayata erişim giderek algoritmik ara yüzler üzerinden sağlandığı için.
Bankacılık, istihdam, eğitim, iletişim ve kamu hizmetleri, otomatikleşmiş sistemlerle etkileşimi giderek daha fazla gerektiriyor. Katılım şarta bağlı hâle geliyor. Bunlardan kaçınmak apolitik olabilir ancak sistem tarafından bu eylem inançtan ziyade bir erişim meselesi olarak değerlendiriliyor.
Denetim, zorlama olmadan bu şekilde sağlama alınır. İnsanlar, aynı fikirde oldukları için değil ama sistemin kaçınılmaz olduğunu düşündükleri için uyarlar.
Yargı Yetkisinin Devri
Yapay zekânın oluşturduğu en büyük tehlike, yalnızca gözetim veya iş kaybı değildir. Asıl tehlike, insan muhakemesinin yerini almasıdır.
Yapay zekâ, olasılık ve optimizasyon konusunda mükemmeldir. Ancak anlam, vicdan veya ahlâkî sonuçları kavrayamaz. Yine de kurumlar, finans, tıp, eğitim, hukuk ve idare alanlarında tam da bu insanî yetenekleri giderek daha fazla makine sürecine devrediyorlar.
Her bir yetki devri, insan muhakemesinden otomatikleştirilmiş prosedüre sessizce bir geçiş sağlar.
Yargılamayı otomatikleştiren bir toplum, sonunda yargılamayı unutur. Zamanla, insanlar makine tarafından üretilen hikâyeleri ve değerleri kendi hikâyeleri ve değerleri sanarak tekrarlarlar. Kamuoyunun muhakemesi, yerini sistemin çıktılarına bırakır. Tartışmalar, algoritmik normlara uyum sağlama eğilimine dönüşür.
Tiranlar Olmadan Totalitarizm
Bu yeni düzen diktatörlere veya kitle ideolojilerine ihtiyaç duymaz. Bu düzen için altyapı, otomasyon, bağımlılık ve özerkliğin yerine kolaylığın normalleşmesi gerekir.
Dijital totalitarizm adım adım ilerliyor. Her sistem yararlı olduğu gerekçesiyle meşrulaştırılıyor. Her entegrasyon ilerleme olarak sunuluyor. Takdir yetkisi aşama aşama kaybediliyor. Fark edilip direnilse dahi sistem işlemeye devam ediyor.
Yapı görünür hâle gelince, artık kendini zorunlu hissettiriyor.
Bu dinamikler, The AI Illusion: Digital Totalitarianism, Technocracy, and the Global War for Human Consciousness [Yapay Zekâ İllüzyonu: Dijital Totalitarizm, Teknokrasi ve İnsan Bilinci için Küresel Savaş] kitabında daha derinlemesine inceleniyor.
Sonuç
Yapay zekâ bilinçli hâle gelmiyor. Buna ihtiyacı da yok.
Gücü, temel bir unsur hâline gelmesinde yatmaktadır—teknokratik, kurumsal olarak yönetilen ekonomik, bilgisel ve idarî yaşamın giderek daha fazla bağımlı hâle geldiği bir işletim sistemi hâline gelmesinde. Denetim bir kez bu düzeye yerleştiğinde artık kendini göstermesine gerek kalmaz. Sadece işlevini yerine getirir.
Yargı, sorumluluk ve kendi kendini yönetme, hesap verebilir olmaktan ziyade prosedürel otoriteye sahip otomatik sistemler tarafından zaten yerinden edilmektedir. Kaybedilen şey, dramatik anlamda özgürlük değil, insan yargısının kendisidir. Bu alışkanlık bir kez ortadan kalktığında, iktidar artık yasa veya tartışma yoluyla değil, otomatik olarak ve itiraz edilemez bir şekilde işleyen sistemler aracılığıyla işler.
Mark Keenan
22 Aralık 2025