Hepimiz televizyon seyrediyoruz, ondan kaçmak mümkün değil. Mahir Kaynak diye bir zat var, şimdi genç kuşaklar, gençler bunu bilmeyebilir. Biz orta gençler olarak biliriz. Şimdi bu zat biliyorsunuz dünyanın neresinde Türkiye de dâhil komplo ve provokasyon kokan bir şey olursa, televizyona çıkarılıyor. Adam da bir çarıklı erkân-ı harp muhakemesi sergiliyor orada. Şimdi genç kuşaklardan bunun bir “stratej” olduğunu düşünenler olabilir. Yani bir anlamda stratejdir bugün, ama bunun bir de geçmişi var. Şöyle başlar kısaca: önce astsubay, sonra astsubaylıktan atılıyor. Bu bir başarısızlık mı yoksa bir komplo mu belli değil. Çünkü İktisat Fakültesi’ne giriyor, solcuların arasına sızıyor. Başından beri veya ortalarda bir yerde bir Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) görevlisi oluyor. Başka şeyler de biliyorum ama kanıtlamam mümkün değil, söylemeyeceğim.
Bu solun içine sızma çabasının bir parçası olarak, yıl 1970 aşağı yukarı, benim de içinde bulunduğum, İstanbul İl Yönetim Kurulu’nda yer aldığım Demokratik Devrim Derneği diye bir dernek vardı. Bu eski ve tarihi TKP’nin bir kanadına yaslanan bir dernekti. O sızma çabasının bir parçası olarak bizim dernekte ekonomi politik dersleri verilecek. İlk ders buna verildi. İktisat Fakültesi’nde asistandı, şimdi çıktı bir sürü şeyi karıştırdı. Üretici güçlerle üretim ilişkilerini birbirine karıştırdı. Yani kötü bir sunuştu. Sunuş bitti. O eski TKP kadrolarından Kasımpaşalı tütün işçisi, eskiden biz Çingene derdik, şimdi Roman deniyor; okuma yazması olup olmadığı şüpheli bir işçi bana dedi ki “Bu polis yahu.” O zaman hiç polisliğinden şüphelenilmiyor. “Yahu nerden çıkardın?” Adam dedi ki “plüvalü’yü bilmiyor.” Şimdi “plüvalü”yü ben de bilmiyorum o sıralarda. Çünkü benim Fransızcam Marx okumalarından geliyor, yani Marx Almanca başladığı cümleyi Fransızca bitirir ya, ben Fransızcaya gelince biraz sözlüğe bakıyorum falan. Plus-value, yani artık-değer. Ama o tarihte bu işçi sanıyorum TKP tevkifatı nedeniyle hapiste yatıyor. Muhtemelen Şefik Hüsnü ya da Reşat Fuat’ın bir Ekonomi Politik dersinden geçiyor. O sırada terminoloji tam oturmamış. Yani ilerde doğrusu nedir bulunacak nasılsa diye Reşat Fuat ya da Şefik Hüsnü bu arkadaşlara “plüvalü” diye öğretiyor.
Nail Satlıgan
2011
[Kaynak: “Türkiye’de Kapital Çevirilerinin Tarihi”, Devrimci Marksizm, (15) 2011, s. 61.]