Loading...

Tatbik


Cari burjuva düzeni kısmen uygulanabilir bir toplum mühendisliği projesidir. Bu düzen toplumu uzlaşma, reform, yasa, temsil ve iktisadî hesaplar yoluyla yeniden düzenlenebilecek parçalardan oluşan bir mekanizma gibi düşünür. Toplumsal çatışmaların da teknik düzenlemelerle çözülebileceğini varsayar.[1]

Sınıf mücadelesini, kopuşu, dayanışmayı ve devrimci kararlılığı tek bir güçlü imge içinde toplayan mit ise parçalarına ayrılamaz; bütün hâlinde kavranır. Ütopik burjuva toplum mühendisliği, gelecekte kurulacak düzeni bugünden tasarlamak üzere dizayn edilmiştir. Mit’in görevi ise gelecekteki toplumun ayrıntılı şeklini göstermek değildir. İşçilerin gelecekte nasıl bir vergi sistemi veya idari yapı kuracağını açıklamaz. İnsanları mücadele içinde dönüştürür.

Üretim de dışarıdan bakılarak bütünüyle açıklanabilecek mekanik bir alan değildir; insanın eylem sırasında yeni ilişkiler ve imkânlar yaratmasıdır. Sosyalizm de tam olarak bu alanı, yani üretim ilişkilerini kökten değiştirmek ister. Bundan dolayı mevcut toplumun yüzeyinden hareketle gelecekteki sosyalist düzenin bütün ayrıntıları çıkarılamaz. Bugünün hukukunu, kurumlarını ve ekonomik verilerini inceleyerek sosyalizmin nasıl işleyeceğini eksiksiz biçimde tasarlamak mümkün değildir. Yeni toplum, ancak onu kuracak üreticilerin pratik eylemleri içinde şekillenecektir. Bu nedenle sosyalizmin geleceği teorik bilgiyle bütünüyle aydınlatılamaz; ancak mücadele ve üretim pratiği içinde biçim kazanabilir.

Nasıl ki bir zanaatkârın malzemeyi, çiftçinin toprağı, tüccarın gerçek değeri, düşünürün kavramları tanıması ancak sürekli uğraşla mümkünse; insan da dünyaya dokunmadan, onunla mücadele etmeden gerçeklik hakkında sağlam bir bilgi edinemez. İnsanın gerçek gücü sonuçtan çok çalışma sürecinde oluşur, kapasitesini harekete geçiren meydan okumanın ta kendisidir.

Fazıl Uluç

3 Ağustos 2026

Dipnot:

[1] Örnek vermek gerekirse, korumacılık ve sosyal politika uygulamalarını ele alabiliriz. Devlet, çıkar çatışmalarını tarafsız biçimde çözdüğünü iddia eder; fakat uygulamada politikalarını en örgütlü ve etkili grupların taleplerine göre şekillendirir. Gümrük vergileri nesnel ve değişmez bir ekonomik ilkeye dayanmaz. Hangi ürüne ne kadar vergi konulacağı, güçlü sanayicilerin ve baskı gruplarının siyasî nüfuzuna göre belirlenir. Sosyal politika ise; ücret, çalışma süresi, iş kazaları, sigorta, grev ve işten çıkarma gibi meseleleri siyasî bir sınıf çatışması olmaktan çıkarıp uzmanların çözebileceği teknik sorunlar hâline getirir. Bu nedenle sosyal politika, sınıflar arasında tarafsız bir denge kurmaktan çok, mevcut düzenin kabul edilebilir sınırlar içinde sürdürülmesine hizmet eder. Böylece işçi sınıfının kendi sendikaları, grevleri ve dayanışması yoluyla geliştireceği bağımsızlık zayıflar. Hakların kaynağı mücadele olmaktan çıkar; hükûmetin veya parlamentonun lütfu gibi görünmeye başlar. Sosyal politika, işçiyi güçlendirdiğini söylerken onu burjuva devlet düzenine eklemler. Sosyal politika bu bakımdan bir siyasî aracılık düzeni yaratır: patronlar, bürokratlar, milletvekilleri ve sendika yöneticileri işçi sınıfı adına uzlaşırken sıradan işçiler kararların edilgen alıcısına dönüşür.