Artık köydeki cehalete, ancak cehalete veya doğa’nın ya da doğa’nın zulmüne, ancak zulme karşı bir edebiyat bile olmayacak; eğer tekelci aşamanın vücudu tümden saran iltihaplama sürecine karşı çıkılmazsa artık geride kalan Fakir Baykurt veya Yaşar Kemal bile çok ileriye düşüyor. Tekelci aşama, yalnızca devrimci eylemi alay eden ve yalnız devrimcileri horlayan, devrimci harekette yalnızca iktidara gelinceye kadar azalacak fakat mutlaka var olacak olan eksiklikleri gören, devrimci hareketi yalnızca eksiklik ve devrimcileri yalnızca eksikli gösteren bir sanat istiyor: eylülist dönemde bol miktarda piyasaya sürülüyor.
Tekelci aşamada kurulan beyni, örümcek ağı ile algılamak ve göstermenin büyük bir yanılgı olduğunu düşünüyorum ve tekrarlıyorum. Tekelci aşamanın beyni, uzun yolda taş yemiş bir otomobil camı türündendir. Tekelci aşamanın zorla yarattığı beyin, birbirine kırıklarla dayanan cam parçalarıdır; bütünlüğü yok edilmiş ve kendiliğinden tekrarlanması mümkün görünmeyen bir beyin oluyor.
Tekelci aşamada insan aklı, sonsuz olmasa bile sonsuza yakın köşegenden oluşan bir çokgen’i andırıyor; her kenar bir diğerini görmüyor.
Tekelci aşamada insan aklının tartma niteliği ortadan kaldırılmak isteniyor; ayırma ile birlikte tartma, insanın düşünsel ve bilimsel ilerleyişinin toplumlara kakılmış bir kazanımıdır. Çokgen aklı, ayırma ve tartma imkânından yoksun kalıyor.
Tekelci aşamada bireyin tek boyutlu olduğunu söylemek çarpıtmadır. Tekelci aşama, bireyi, boyutsuz denecek kadar çok kenarlı yapıyor.
Tekelci aşama, insanını, birbiriyle bağlantısız ve birbirine zıt zaman kesitlerini yaşamaya zorluyor. Romanlarına ya da filmlerine yansıyan aşklarına bakılabilir; sanki hepsi bir kentler arası ya da uluslararası terminalde başlıyor ve bitiyor. Tekelci aşamada başsız ve son’suz yaşam bir yaşam biçimi yapılmak isteniyor. Yaşam, bir eksen çevresinde bütünleşen eylemler demeti yerine, acemi bir ressamın elinden çıkan bir kolaj ya da bir yapıştırma veya İstanbul’da Fatih semtini çirkinleştiren betebe duvarlara benzetiliyor. Tekelci aşamanın teori düşmanlığı en çok günlük yaşamda kendisini belli ediyor.
Bilimsellik, yalnızca bilim adamlarına içerilmiş bir özellik değildir; toplumsaldır. Bireylerin ayırma ve tartma yetenekleri felce uğratılmış bir toplum, uzay araçları üzerinde çalışan bir avuç insanının varlığına karşın, giderek bilimsellikten uzaklaşıyor, demektir; giderek bir avuç insanından da yoksun olmaya mahkûm görünüyor.
Elektronik hesap makinaları nedir? Matematik işlemleri son derece hızla yapan ve elle yapıldığında ise yanlışlık ihtimali yüksek işlemleri yanlışsız yapan makinalar oluyorlar. Mantık ve matematiğin temel ilkesi ise tutarlılıktır; temel önermelerden tutarlılıkla yenilerini türetmeye doyamıyor. Ne yazık, tekelci aşamada her büroya ve nerede ise her eve elektronik hesap makinası girmesine karşın, bireysel ve toplumsal tutarlılık artmıyor ve hızla azalıyor. Hesap makinaları, tekelci aklın artan zaafını gidermeye yetmiyor.
Yalçın Küçük
1987
Fotoğraf: Yalçın Küçük (ortada siyah gözlüklü) polis cipine bindirilirken, 19 Temmuz 1959, Milliyet gazetesi arşivi.
[Kaynak: Yalçın Küçük, Estetik Hesaplaşma, Tekin Yayınevi, 1987, Ankara, s. 211 vd.]