Loading...

Umut


100.000 kez yazdım ama 100.001. kez yazayım muhalif kardeşim.

Evet, mevcut konjonktürde neredeyse tüm dünya bu “rejim” dediğinin arkasında. “İyi tespit.” Arkasından çekildiklerindeyse üç güne tarih olur, kimse de hatırlamaz. Devlet ve burjuvazi de hemen aktör değiştirip adapte olur. İmamoğlu’nu iyi izle.

Ama şu an bu rejim üzerinde tam bir mutabakat var. Dengeler değiştiğinde konuşalım. Mesela (böyle olacağını düşünmüyorum ama) belki önümüzdeki NATO zirvesi Türkiye’yi toz duman edecektir, düğmeye basacaktır.

İnsanlara böcek muamelesi mi yapıyorsun diyen eblehler olacaktır. Elbette değil!

Yine mevcut konjonktürde bu rejimi, bu kadar örgütlüyken, bunca örgütsüzlükle ve sandık mizansenleriyle, seçim palavralarıyla deviremezsiniz! Devirdiniz mi, sizin oylarınızla olmaz o dediğin. Rejimin çoktan ipi çekilmiştir, yerine getirilecek olanların şeklen meşruiyetini sağlamak için sana ve senden kaç tane daha varsa, hepinize seçim mizanseni vasıtasıyla tasdikletirler. Siz de iktidar değiştirdik diye sevinirsiniz.

Oysa seçimle iktidar değişmez. Sadece haminizi değiştirirsiniz.

Çünkü olabildiğince vahşileşmiş neo-liberalizmde ve tekeliyette hesapta insan/halk yoktur ki, o halkın tercihlerinin belirleyici olabildiği seçim diye bir şey olsun. Atarlar önümüze birilerini, Mesih/kurtarıcı belletirler, milyon milyon düşeriz peşine. Türkiye’nin çok partili hayata geçişinden bugününe kadar olanları gözlerinin önünden geçir bakalım. Haklı olduğumu anlayacaksın.

Ne umudu istiyorsun, güzel kardeşim? Umut dediğin ANAP’lı İmamoğlu ya da türevini Cumhurbaşkanı yapmaya bağlı ise ben ne umudu salık vereyim?

İşçi sınıfının örgütsüzlükten can çekiştiği, olan örgütlerinin de düzene yedeklendiği, demokratik kitle örgütlerine virüs gibi sızılıp felç edildiği, sosyalistlerin ve sosyalist örgütlerin tüm tariflerinin bozulduğu, “muhalif” denen kitlenin hiçbir örgütlülüğünün ve politik bilinci olmaksızın sadece çakma Mesihler yaratıp histeriyle peşine düştüğü, insanların tüm umudunun/geleceğinin şikeli maçlardan farksız seçim mizansenlerine hapsedildiği, halkın ustalıkla beş yılda bir önüne konan gayya kuyusundan farksız sandıklara süpürüldüğü ülkede ben sana hangi umuttan bahsedeyim?

Sandıkta, seçimde, demokrasi mizansenlerinde umut diye bir şey yoktur. Batakhanede umut arıyorsun, sonra da bana en konforlusu olan “umutsuzluk aşılama” ithamında bulunuyorsun.

Keşke öyle bir gücüm olsa da o umutsuzluğu çok daha fazla aşılayabilsem. Keşke herkesi umutsuzluktan delirtsem de okuyanlar şu demokrasi palavrasından ve iktidarıyla, güya muhalefetiyle, sağıyla soluyla bütün düzen partilerinden yüz çevirse. Belki o zaman yakıcı gerçekliğin karşısında çırılçıplak kaldıklarını anlarlar da kafada bir ampul yanar. Keşke başarabilsem

Umut mu diyorsun?

Örgütlü işçilerin düzeni sarsacak eylemlerindedir. Ankara’yı birbirine katan madencilerdedir. Ağacını, tarlasını, evini sermayeye karşı korumaya çalışan ninelerdedir. Mahallesini uyuşturucu çetelerinden korurken öldürülen gencecik insanlardadır. Bu ülkenin her ne kadar bastırılsa da genlerine işlemiş anti-emperyalizmindedir. Bu halkın Müslüman ahlâkındadır. Başka bir umudum yok ki sana umut anlatayım, avuntu pompalayayım.

@_agustoperez

24 Haziran 2026

Kaynak