Loading...

Yeni Hegemonya ve Azalan Kâr Savaşları Eşiğinde NATO (IV)


3. Sorunu, “ABD’nin hegemonyasını toparlamak üzere, ittifaktan ne talep edeceği” şeklinde formüle etmeye çalışmıştık. Bu soruyu hakkıyla cevaplayabilmek için ABD’nin ne talep edeceğini bilip bilmediğini anlamak gerekmektedir.

Dünya sisteminin geldiği noktada ABD, ne Kore Savaşı’nın hemen öncesinde, İkinci Dünya Savaşı’ndan muzaffer çıkmış ve Avrupa’nın batısına çökmüş ABD’dir ne de 80’lerin sonundan itibaren meydanı boş bulmuş ve kârlı savaşlara cüret ederken NATO’yu arkasından sürükleyebilmiş ABD’dir.

Dolayısıyla ABD’nin girişmek istediği savaşın türünü seçebileceği, dahası bu savaşa peşinden NATO’yu sürükleyebileceği ihtimaline şüpheyle yaklaşmak gerekiyor. Bu vaziyet, ihtiyaçların üst üste binmesiyle daha da karmaşık bir hâl alıyor. ABD emperyalizmi bugün hem hegemonya hem de kâr sıkıntısı çekiyor. Misal, dev borcuyla ABD, parasını ucuzlatarak borcunu azaltmak isterse, parasının uluslararası hâkimiyetini koruyabileceğinden de eskisi kadar emin olamıyor. Bu noktada, yazı dizisinin ilk bölümünde yer verdiğimiz tabloyu tekrar hatırlatmakta fayda var:

Bugünkü iki açmaz tabloda daha net biçimde görülmektedir. Kâr oranları 1950’lerdeki gibi yüksek değildir; bunun yanı sıra ABD’nin müttefiklerini, düşük kâr oranları karşısında, 1990’lardan itibaren sürükleyeceği yeni savaşlar ve dolayısıyla yeni pazarlar açma kapasitesi de daralmıştır. Pandemi müdahalesiyle, kısa süreli toparlanma işaretleri veren kâr oranları da ABD’de 2024’e varmadan duraklama ve genel trendde gerileme, dünya genelinde ise hızlıca gerileme eğilimindedir. Aşağıda, solda ABD, sağda dünya geneli 2021-2025 eğrileri görülmektedir.

(1) (2)

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa’ya para enjekte eden, imar eden ve hâkim olan; Doğu’da komünizmin yayılımına set çeken ABD’den geriye; kendi düzenini koruma derdine düşmüş, müttefiklerine saldıran ve onlardan kâr aşırmaya çalışan bir yapı kalmıştır. Dünya sistemi, güncel vaziyette emperyalistler arası kapışma dinamiği üretmektedir.

Emperyalistler arası kapışma, Kıta Avrupası için ABD’ye vassallaşma tehlikesi; İngiltere için ise İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD’ye teslim ettiği sahalarda hâkimiyet mücadelesi olarak ortaya çıkmaktadır. Kıta Avrupası ile İngiltere’nin öznel durumlarına has çıkış arayışlarında Türkiye’nin konumu merkezîdir. Bu konuya yazı dizisinin sonunda değineceğiz.

ABD’nin ittifakını toparlayarak yeni bir stratejik hedef doğrultusunda sevk etmesini beklemek, hâkim dinamikler bakımından yanıltıcı olacaktır. Her türlü yeni stratejik girişime geçici ve çok kısa sürecek gözüyle bakmak gerekmektedir. ABD’nin özellikle Avrupa’yı ve NATO’yu toparlayarak yeni hedeflere sevk etmesi, bizzat onlarla boğaz boğaza gelmekte olmasından dolayı ciddi zorluklara gebedir.

Bu zorluğun aşılması için yeni bir “küresel tehdit” altında, yeni bir mülksüzleştirme dalgası yaratılması teorik bir zorunluluktur. Yeni tehdit algısı girişimi, yeni bir ideolojik savaşım sahası açacaktır. Dünya halkları ve işçi sınıfı bu savaşımda doğru öncülerle doğru hamleleri yapması hâlinde, emperyalizmin işi iyiden iyiye zorlaşacaktır.

4. Sorun olarak formüle ettiğimiz “İran, Rusya ve Çin karşısında kolektif Batı emperyalizminin ortak bir konumlanmasının olup olamayacağı” meselesine yukarıdaki kıstaslardan da faydalanarak bakmaya çalışacağız.

–devam edecek–

Gökçe Kutlu

24 Temmuz 2026