Loading...

ABD’nin Ortadoğu Doktrini Ölüyor


ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının hemen ardından İran, daha önce ilân ettiği üzere, ABD’nin Körfez’deki radar üslerinin yanı sıra deniz, kara ve hava unsurlarına ait hemen tüm üsleri vurdu ve önemli ölçüde kullanılamaz hâle getirdi.

ABD’nin Bahreyn’deki 5. Filo’su, daha önce aynı yerde İngiltere tarafından 1935’te kurulmuş olan Deniz Kuvvetleri Destek Tesisi sahasına inşa edilmiştir. ABD’nin bu sahaya yerleşmesi İsrail’in kuruluşundan aylar önce 1948’de başlamış, 1971’de Bahreyn, İngiltere’den bağımsızlığını aldığında üs de ABD’nin tam kontrolüne geçmiştir. 1971, İngiltere’nin Körfez’den çıkış tarihidir. İkinci Paylaşım Savaşı sonrası, Fransa’yla birlikte Ortadoğu’yu adım adım ABD’ye kaptıran İngiltere; Filistin’den, Süveyş Kanalı’ndan, büyük oranda Kıbrıs’tan ve neticede Fars Körfezi’nden çıkarılarak yerini ABD ve İsrail ikilisine bırakmıştır.

ABD, 1971’deki ilk üslenmeden sonra ikinci üslenmeyi İran İslam Devrimi’nin gerçekleştiği 1979 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Cebel Ali Limanı’na yapmış, donanmasını buradan organize etmiştir. Bu girişler, esasen İngiltere’nin “Körfez Doktrini”nin devamıdır. Bu doktrin zamanla petro-dolar sistemiyle tahkim edilecektir. ABD’nin bölgedeki üslenmeleri Birinci Körfez Savaşı’na kadar kabaca bu şekildedir.

Irak’a kurduğu “Kuveyt komplosu” neticesinde, Ortadoğu’ya çullanan ABD, Birinci Körfez Savaşı koşullarında, 1990 ve 1991’de BAE ve Kuveyt’te iki yeni üs edinmiştir. Bu üslenmeleri 1993’te Suudi Arabistan’daki takip edecektir. Bölgedeki belki de en kritik üstlenme ise 1996’da Katar’daki CENTCOM karargâhının tesisi olacaktır. Bu tesisleri, Irak’ın işgali ve sonrasında inşa edilen yeni üsler takip edecek ve neticede ABD’nin Ortadoğu’daki ekonomik ve askerî işgal ağı kurulmuş olacaktır.

ABD’nin Ortadoğu doktrini, askerî işgal ve bu işgalin mümkün kıldığı sömürü üzerine kuruludur. Bu sistemle ABD, Ortadoğu’yu merkez alır, İran’ı baskılar, Suudileri ve Körfez ülkelerini İran “tehdidine” karşı koruma vaadi ile dolar üzerinden petrol ticaretine bağlar, Fars Körfezi’ni tutarak enerjiyi buradan temin eden Çin’i denetler, doğu kapısını elinde tutar, İç Asya’ya kadar koordinasyon Ortadoğu merkezli CENTCOM üzerinden sağlanır.

İşte bu doktrin ölmektedir. Aşağıdaki tabloda ABD’nin bölgedeki üsleri sıralanmıştır. Füzelere hedef olan Prens Sultan Hava Üssü’nün vurulup vurulmadığı henüz netleşmemiştir ancak bunun dışındaki tüm üsler ciddi hasarlar almıştır.

Üs

Ülke

Ana Kullanım Biçimi

Kuruluş Yılı

5. Filo

Bahreyn

ABD donanmasının Körfez karargâhı

1971

Cebel Ali Limanı (lojistik)

BAE

ABD donanmasının ana ikmal limanı

1979

Al Dhafra Hava Üssü

BAE

ABD hava ve keşif operasyon üssü

1990

Ali Al-Salem Hava Üssü

Kuveyt

ABD hava operasyon üssü

1991

Prens Sultan Hava Üssü

Suudi Arabistan

ABD hava savunma ve hava operasyon üssü

1993

El Udeid Hava Üssü

Katar

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük hava üssü, CENTCOM ileri karargâhı

1996

Arifjan Kampı

Kuveyt

ABD Kara Kuvvetleri ileri lojistik merkezi

1999

Buehring Kampı

Kuveyt

Irak operasyonları için konuşlanma üssü olarak kurularak devam etmiştir

2003

Erbil Hava Üssü

Irak

ABD eğitim ve koordinasyon üssü

2014

 

Jimmy Carter’ın ölümü üzerine, 2024 yılı aralık ayında kaleme aldığımız bir yazıda şu noktalara dikkat çekmiştik:

“ABD Ulusal Güvenlik Sekreteri Brzezinski’nin kaleme aldığı Carter Doktrini kabul edildi; Basra Körfezi’ne ‘yabancı bir gücün’ müdahalesi hâlinde savaş çıkarılacağı ilan edildi. Zira Hindistan o devirde Bağlantısızlar içerisindeydi, İran CENTO düzeninden çekilince Pakistan sıkışıp kalmış, Bangladeş de tehlikeye girmişti. Orta Doğu’daki hakimiyetin önemi artmıştı. Brzezinski, ciddi bir öngörü dâhilinde, Yemen’den (Pakistan üzerinden) Bangladeş’e uzanan tehlikeli bir gidişat konusunda Carter’ı ikna etmişti. Doğu’nun, Orta Doğu petrol kaynaklarının ve ticaret yollarının anahtarını kaptırma ihtimali doğmuştu.”[1]

Carter, o dönem Sovyetler Birliği tehlikesini merkeze alarak doktrininin gerekçesini ABD Kongresi’ne şöyle açıklıyordu:

“Şu an itibariyle Afganistan’daki Sovyet birlikleri tarafından tehdit edilen bölge büyük bir stratejik öneme sahiptir: Dünyanın ihracata uygun petrolünün üçte ikisinden fazlasını barındırmaktadır. Sovyetler’in Afganistan’a hâkim olma çabası, Sovyet askerî güçlerini Hint Okyanusu’nun 300 mil yakınına ve dünya petrolünün çoğunun geçtiği bir su yolu olan Hürmüz Boğazı’nın yakınına getirdi. Dolayısıyla Sovyetler Birliği şu anda Ortadoğu petrolünün serbest dolaşımına ciddi bir tehdit oluşturan stratejik bir konumu sağlamlaştırmaya teşebbüs etmektedir.”[2]

Daha sonra ABD, Sovyetler’in çözüldüğü koşullarda daha da pervasızlaşacaktır. Bahsi geçen yazıyı şu satırlarla bitirmiştik: “Neticede Doğu’daki Batı varlığı gayrimeşrudur, sömürgecilik esaslıdır, yabancıdır ve aslında temelden zayıftır. Doğu’da sömürge düzeni askerî güçle ayakta durmaktadır.”

Emperyalizmin son İran saldırısı işte bu askerî gücün ciddi mânâda darbelenmesine yol açmıştır. ABD’nin tahrip edilen üslere dönüp dönemeyeceği sadece teknik bir konu olmaktan çok ötedir.

Devrimci Filistin halkının başlattığı 7 Ekim 2023 tarihli Aksa Tufanı, bölgedeki sömürgeci akışı neticede tersine çevirmiş; işbirlikçi/idareci düzenler sarsılmış, Tufan’ın ilk zamanlarında, İran siyasetinde Filistin’e destek ve direniş cephesi nedeniyle ifade edilmeye başlanılan pişmanlık ve ABD’yle uyum sesleri bugün duyulmaz olmuş, İran halkının direnci 2026 yılını umuda açılan bir kapı hâline getirmiştir.

ABD’nin dünya hegemonyası Ortadoğu merkezlidir, buradan yıkılmaya başlamıştır.

Deniz Kuzey

11 Mart 2026

Görsel: Ortadoğu’daki ABD üsleri.

Dipnotlar:

[1] Deniz Kuzey, “Jimmy Carter Öldü”, 30 Aralık 2024, Sosyalizm.

[2] Başkan Carter’ın Kongre Konuşması, 23 Ocak 1980, State. Bu doktrin, hemen hemen klasik İngiliz sömürge düzeninde Fars Körfezi’ne verilen rolü bire bir taklit eder. İngiliz yaklaşımı için Bkz. Sir Arnold Wilson, The Persian Gulf [Fars Körfezi], Oxford, 1928, Önsöz, s. 9-10.